Ebru Boyra Gürbüz / 21.10.2023
X kuşağı ve kısmen de olsa Y kuşağı, şanslı bir nesildi. Çocukluğunu doyasıya yaşayabilmiş bir nesil, teknolojik evrimin ve medyanın gelişimindeki tüm süreci yakalama şansına da sahip oldu. “Açma ve kapama” düğmesinden ibaret olan teknoloji; kimsenin hayal bile edemeyeceği bir hızla, analog dünyayı dijital bir dünyaya çevirdi.
İnternet tarafından ele geçirilmiş çocuklarımız yani Z Kuşağı ise; dünyaya adeta ellerinde telefon, kucaklarında tablet ile dünyaya geldi. Sabırsız, dikkatsiz, aşırı talepkar ama çabuk tüketen bu neslin çocukluğu, bizim yaşadığımız çocukluğa hiç benzemedi. Trafiğin yoğunluğundan sokaklarda, insanlara olan güvensizlikten dolayı da parklarda özgürce koşturma şansına sahip olamadılar bizler gibi. Teknolojik oyuncakları ile evlere hatta odalara kapanırken ne sabretmeyi, ne paylaşmayı ne de sorumluluk almayı öğrenebildiler. Geçtiğimiz yıllarda yaşanan salgın ise üstüne tuzu biberi oldu. Sanal ortamda kurulan oyun arkadaşlığını arkadaşlık sanan bir nesil kaldı geleceğe…
Onların hayatını bir kedi bir köpek ya da başka evcil bir hayvanı sahiplenerek zenginleştirebilir, sosyal ve fiziksel gelişimlerini iyileştirebiliriz.
Evde bir arkadaş, çocuğunuzun sevgi ve ilgisine ihtiyacı olduğunu hissettirecek bir oyun arkadaşı, koşulsuz sevginin en güzel örneği olabilir.
Bir kedinin ya da köpeğin ufak da olsa ihtiyaçlarını karşılamak çocuğa sorumluluk duygusunu aşılayabilir.
Kardeşi olmayan bir çocuğun şefkatli olmasını, paylaşmayı bilmesini, dikkat etmesini sağlayabilir.
Evcil bir hayvanın bakımına yardımcı olmak, çocuğun kendini “bir şey başardığı” duygusunu hissetmesine ve kendine güvenmesine yardımcı olabilir.
Evde sürekli koşturan patiler; çocuğu bilgisayarı, tableti, telefonu bir kenara bırakarak daha aktif olmaya ve fiziksel egzersiz yapmaya mecbur bırakabilir.
Hepsinden önemlisi stres seviyelerini düşürerek daha uysal, çok daha sağlıklı, bağışıklığı çok daha yüksek, aynı zamanda da çok daha mutlu çocuklara sahip olunabilir.
Dökülen tüyleri bahane etmeyin, onların mutluluğu koltuğa dökülen 3-5 tüy tanesi ile ölçülemez.
Sürekli cep telefonuna uzanan bir el, bir gün neden yumuşacık ve huzur veren bir canlıya uzanmasın?