Site icon Bandırma Ekspres

UTANÇ SAYACI…

Haberi sosyal medyada paylaşın!

Ebru Boyra Gürbüz / 06.01.2024

İnternette şöyle bir sayaç var:
http://anitsayac.com/

2008 yılından bu yana öldürülen kadınların sayacı. Yanlış okumadınız. Evet, bu bir ölüm sayacı… Her birinin tek tek isimleri yazılı. Her birinin ismine tıkladığınızda; ismi, yaşı, şehri, öldürülme sebebi, kim tarafından öldürüldüğü, öldürülmeden önce korunma talebinin olup olmadığı, öldürenin ceza alıp almadığı, tutukluluk durumunun devam edip etmediği ve haber kaynağı bilgilerine ulaşıyorsunuz.

2008’de : 67
2009’da : 125
2010’da : 203
2011’de : 130
2012’de : 147
2013’de : 232
2014’de : 291
2015’de : 294
2016’da : 292
2017’de : 351
2018’de : 408
2019’da : 425
2020’de : 418
2021’de : 431
2022’de : 408
2023’de : 396

Ve 2024’deyiz… Ben bu satırları yazarken 2024 sekmesi henüz aktif değil… Ama biliyoruz ki, 2024’e de aynı acılarla girdik. Yeni yılın ilk günlerinde kadın gazeteci Tülay Dağaşan, boşandığı kocası tarafından sokak ortasında öldürüldü… Belki 2024’e girdiğimiz ilk günlerde öldürülen tek kadın da değil Tülay Dağaşan. Gündem olmamış, haberi bile yazılmış kimbilir kaç kadın var daha.

Bu sayaç geriye doğru değil, her geçen gün artarak ilerliyor… Dehşet ve utanç verici değil mi? Sadece 2011’de görülen azalmanın, “İstanbul Sözleşmesi”nin imzalandığı yıl olması tesadüf müdür, bilemem.

İsimlere gelişigüzel tıkladığınızda her bir kadının; ya sevgilisi, ya kocası, ya da saplantılı aşığı yüzünden öldürüldüğü görüyoruz… Ve görünen o ki bu sayaç asla sıfırlanmayacak. Çünkü ne kadını gerektiği gibi koruyabilen devlet var, ne o devletin caydırıcı yasası var, ne de kadını erkek ile eşit hissettiren bir toplumu var.

Biz anneler, evet en çok anneler… Bir toplumun yoğrulmasında en büyük payı olan biz anneler… Bir şeyler değişmiyorsa, yine biz kadınlar değiştirebiliriz. Geçmişte ne oğullarımızı kadına saygı duyması gerektiği bilinci ile yetiştirebildik, ne de kızlarımızı doğru erkeği bulma bilinci ile yetiştirebildik. Kibar, kadına kadın gibi davranan erkekleri görünce alışık olmadığımız için “aman öyle erkek mi olurmuş, erkek dediğin yumruğunu masaya vurduğunda ses çıkarmalı” dedik. Ama o yumruğun bir gün gözümüzden sakındığımız kızımızın suratına ineceğini düşünemedik. “Kıskanan erkek seven erkektir, ben maço severim” diyerek eli tespihli, dilinden küfür düşmeyen, hödükler yarattık… Hayat arkadaşına değer veren erkeği kıskandık ve aşağıladık. ERKEK gibi görmedik küçümsedik, alay ettik…

Daha en baştan kızımıza, abisine bir bardak su getirmesinin bir görev olduğunu öğrettik. Oğlumuza ablasının ya da kız kardeşinin namusunu koruma görevini aşıladık. Çünkü o bir kızdı ve namusunu kendisi koruyamazdı.

Bu sayaca iyi bakın şimdi, geçtiğimiz sene tam 396 kadın! Ve bu kadınları öldüren; senin, benim, onun yetiştirdiği 396 katil erkeğin işlediği 396 cinayet… Yani her gün, bir kadın…

Peki bu cinayetlerin adı neden ‘Kadın Cinayetleri”? Sadece kadın oldukları için mi?

Hayır…

Çünkü onlar öldürüldüyse bir sebebi mutlaka vardır. Ya aldatmıştır, ya kocasından ya da sevgilisinden ayrılmıştır, ya toplum içinde kahkaha atmıştır, ya yanlışlıkla bir adamla gözgöze gelmiştir, ya kısa giymiştir, ya bir erkeği reddetmiştir, ya geç bir saatte hala sokaktadır. Ya, ya, ya… Bu “ya”lar listesi o kadar uzar ki. Çünkü kadınsan ve öldürüldüysen mutlaka haketmişsindir…

Toplum “kadınlar kutsaldır, anneler kutsaldır” diye bir rol yazdı kadına ve bunu kadının eline tutuşturdu “ezberle” diye. Kadını eve kapatıp, evinin kölesi, erkeğin malı haline getiren bu sistemi ezberleyemezsen ve rolünü güzel oynayamazsan dayak yemeyi, hatta öldürülmeyi hak edersin…

Kutsal falan olmak istemiyor kadın. “Kadınlar çiçektir ” diyorsunuz ya hani? Koparılmayı bekleyen hassas, narin bir çiçek falan da olmak istemiyor.

“Kadınlar anlaşılmaz” diyorsunuz bazen de… Anlaşılmış olmayı da istemiyor; anlaşılamadığı zamanlarda bir kaç gün sinirliyse, sinirinin regle bağlanmasından, uzun süre sinirliyse ve yaşı da ilerlemişse menopoza bağlanmasından da nefret ediyor. Sadece “sinirli” olabilmek istiyor. Bir sebep aranacaksa sinirinin sebebinin kendi bedeni ile ilgili olmadığını, sadece sinir olduğunu haykırmak istiyor.

Kadın düşmanlığını destekleyen ve kadınları daha kolay istismar hedefi haline getiren bir devletin politika aracı da olmak istemiyor kadın artık… Gündem yaratmak adına çocuğu yoksa “yetersiz” sayılmak; siyasilerin başarısız politikalarından dolayı artan işsizliğin “sebebi” gösterilmek; tecavüze uğradıysa kürtaj olması yerine kendisini öldürmeyi yeğlemek; kahkaha atınca iffetsiz kadın yakıştırmalarına maruz kalmak; kariyerinin sadece annelik olduğunu ve evinin süsü olduğunu kabul etmek istemiyor kadın.

Kadın sadece her an gülümseyip, mutlu olduğu; bir gün bu sayaçta, bilmem kaçıncı sayı olarak isminin yazılmayacağı bir dünyada özgür kahkahalar ile özgür bir şekilde yaşayabilmeyi istiyor. Biz kadınlar eğer kendi kendimizi eğitemezsek; bu sayaç, daha çoooook bizi saymaya devam edecek…

Exit mobile version